
Siber Güvenliğin Jeopolitik Önemi
Siber Güvenlik Nedir? Hazırlayanlar: İlayda Köksal ve Rabia İlhan Dijitalleşme hız kesmeden gelişmeye devam ederken, siber güvenlik artık bir lüks değil; bir zorunluluktur. İnsanlar veya kurumlar arası iletişimin, entegrasyonun ve elektronik ortamdaki varlıkların dahi korunmasını kapsar. Bu durum son zamanlarda sadece büyük şirketlerin gündemi olmaktan çıkıp tüm dünyada uluslararası bir sorun haline gelmiştir. Kendi dijital sağlığınızı korumak için bugün atacağınız küçük adımlar, sizi yarınki büyük tehditlerden koruyacaktır. Siber Uzayın Jeopolitik Bir Alan Olarak Yükselişi Siber güvenlik, yirmi birinci yüzyıl uluslararası ilişkilerinde artık yalnızca teknik bir zorluk olarak değil; küresel güç mücadelesinin ve ulusal güvenliğin merkezi bir bileşeni olarak kabul edilmektedir. Dijitalleşmenin getirdiği dönüştürücü etkiler, geleneksel siyaset, ekonomi ve askeri strateji kavramlarını yeniden şekillendirmiştir. Siber Güvenliğin Tanımının ve Kapsamının Genişlemesi Siber güvenliğin tanımı, başlangıçtaki dar kapsamından hızla uzaklaşıp son yıllarda devlet ve devlet dışı aktörlerin çevrimiçi deneyimlediği güvenlik ve güvensizliği inceleyen bir kavrama dönüşmüştür. Bu konsept, altyapı ve sistem korumasının çok ötesine geçerek bilgi savaşı, seçim bütünlüğünün korunması, siber suçun önlenmesi ve siber güç geliştirme gibi başlıkları kapsamaktadır. Bu kapsam genişlemesinin temel nedeni, uluslararası ilişkilerde dijitalleşmeden en çok etkilenen alanın kuşkusuz güvenlik alanı olmasıdır. Siber uzay, doğasında var olan yüksek şeffaflık, anarşik yapı ve saldırıya açık olma durumu nedeniyle büyük güvenlik zorluklarına maruz kalmıştır. Siber uzayın jeopolitik alana dönüşümü, geleneksel güç unsurlarını kökten değiştirmiştir. Geleneksel olarak askeri kapasiteler, ekonomik kaynaklar, nüfus büyüklüğü ve coğrafi avantajlarla sınırlı olan güç elementleri, siber alanda yeniden dağıtılmıştır. Geleneksel güç nispeten statik ve coğrafi sınırlara bağımlı iken, siber güç akışkan ve asimetriktir. Bu asimetrik yapı, daha küçük devletlerin veya devlet destekli aktörlerin, büyük devletlere karşı büyük yıkıcı kapasiteler geliştirmesine olanak tanımaktadır. Bu çerçevede siber güvenlik, salt bir savunma maliyeti olmaktan çıkıp, uluslararası stratejik rekabetin temel aracı haline gelmiştir. Siber Savaşın Tanımı ve Yıkıcı Kapasitesi Siber savaş, dijital çağın ortaya çıkardığı en önemli jeopolitik tehditlerden biridir. Siber savaş, bir ulus devlet veya uluslararası örgüt tarafından diğer bir ülkenin ulusal güvenliğini, sivil veya kritik altyapısını hedefleyen stratejik siber saldırıların konuşlandırılması olarak tanımlanmaktadır. Devletler, geleneksel savaşların maliyetli, uzun soluklu ve yıkıcı etkilerinden kaçınmak için alternatif, daha düşük maliyetli ve yüksek hasar potansiyelli stratejilere yönelmiştir. Siber savaş, bu beklentileri karşılamaktadır. Siber saldırılar, kritik altyapıyı felç etme ve ekonomilere fiziksel bir saldırının ölçeğine eşdeğer zararlar verme potansiyeline sahiptir. Bu tür saldırıların hedefinde genellikle hükümet bilgisayar sistemleri, finansal ağlar, yakıt şirketleri, kamu hizmeti kuruluşları ve sivil altyapı yer alır. Siber savaş taktikleri arasında kötü amaçlı yazılımların (malware) kullanılması, hacking ve Dağıtık Hizmet Reddi (DDoS) saldırıları bulunmaktadır. Siber Tehditler ve Ulusal Güvenlik Katmanları Siber tehditlerin jeopolitik önemi, hedef alınan varlıkların ulusal güvenliğin ve ekonomik istikrarın merkezinde yer almasıyla doğrudan ilişkilidir. Kritik Altyapının (CA) Jeopolitik Önemi ve Kırılganlığı Kritik altyapılar; enerji, iletişim, ulaşım ve finans gibi toplumun devamlılığı için hayati öneme sahip dijital sistemleri ifade etmektedir. Bu alanlarda meydana gelebilecek herhangi bir kesinti veya veri kaybı, toplumsal dengeyi ciddi şekilde bozma potansiyeli taşır. Söz konusu altyapılar, hem ulus devletler hem de kötü niyetli anonim aktörler için birincil hedef haline gelmiştir. Saldırganlar elektrik şebekelerini, ulusal finansal sistemlerini, telekomünikasyon altyapılarını, sağlık kuruluşlarını ve hatta nükleer santralleri tehdit edebilmektedir. İngiltere hükümeti tarafından yapılan değerlendirmeler, siber saldırıların artık ülkenin kritik sistemlerini ve ekonomik altyapısını hedefleyerek en üst düzey ulusal güvenlik tehditleri arasında yer aldığını göstermektedir. Kritik altyapıya yönelik siber saldırıların sonuçları, yalnızca kamu sektörünü değil; tüm toplumu riske atan geniş çaplı bir tehdit oluşturmaktadır. Siber saldırıların ekonomik sonuçları, teknik hasarın ötesine geçer; finansal istikrar ve sistemin bütünlüğüne olan küresel güven için büyüyen bir tehdit oluşturur. Bu durum, kritik altyapının dijitalleşmesinin siber saldırıları birincil ulusal güvenlik riski haline getirdiğini kanıtlamaktadır. Devlet Destekli Aktörler, Casusluk ve Manipülasyon Stratejileri Siber uzay, devlet destekli aktörlerin jeopolitik amaçlarını düşük maliyetle ve yüksek etkiyle gerçekleştirmesi için ideal bir ortam sunar. Devlet destekli hacker grupları, genellikle ulusal çıkarları korumak veya rakip ülkeleri zayıflatmak motivasyonuyla hareket ederler; bu da onların temel motivasyonlarının jeopolitik veya ideolojik olduğunu gösterir. Devletler artık sadece savunma sistemlerine yatırım yapmakla kalmayıp, aynı zamanda siber saldırı kapasiteleri geliştirmek için gizli hacker ekipleri oluşturmakta veya bağımsız görünen ancak devlet desteği aldığı bilinen grupları kullanmaktadır. Önemli Devlet Destekli Aktörler ve Stratejileri: Rusya Federasyonu: Fancy Bear (APT28) ve Cozy Bear (APT29) gibi gruplar, ABD seçimlerine müdahale, Avrupa’daki siyasi manipülasyonlar ve NATO sistemlerine sızma operasyonlarıyla tanınır. Bu gruplar, hedeflerine ulaşmak için genellikle kimlik avı (phishing) saldırıları, kötü amaçlı yazılımlar ve sıfır gün açıklarını kullanırlar. Çin Halk Cumhuriyeti: APT41 ve Hafnium gibi Çin merkezli gruplar, küresel çapta ekonomik casusluk yapmak ve endüstriyel sırları çalmak için faaliyet gösterir. Hedefleri arasında özellikle teknoloji şirketleri, savunma sanayii ve akademik araştırma kurumları yer alır. Türkiye Cumhuriyeti: Türkiye’nin siber güvenlik mimarisinin merkezi ve dağıtık yapıları, Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) ve Siber Olaylara Müdahale Ekipleri (SOME) tarafından oluşturulmaktadır. USOM, ulusal düzeyde siber olay yönetimini koordine eden, potansiyel zararları önleyen veya azaltan merkezi yetkili birimdir. Bu aktörler, aynı zamanda seçim bütünlüğünü hedefleyen siber operasyonlar yürüterek jeopolitik hedeflerini gerçekleştirmeye çalışırlar. Ulus devletler, rakip ülkelerdeki seçim süreçlerini bozmak ve kamuoyunu etkilemek için bu tür operasyonlara başvurmaktadır. Örneğin, 2016 ABD seçimlerine yönelik Rusya’nın müdahalesi, siber saldırıların demokrasiyi hedef alarak ulusal güvenliği nasıl tehdit edebileceğine dair somut örneklerden sadece bir tanesidir. Siber casusluk ve manipülasyon eylemleri, geleneksel çatışmanın eşiğinin altında kalan “gri alan” çatışmasının temelini oluşturur. Bu eylemlerin genellikle kuvvet kullanımı eşiğinin altında kalması, caydırıcılığı zorlaştıran bir faktördür. Devletlerin, saldırıların sorumluluğunu inkar edebilmek için ve uluslararası hukukun yaptırım mekanizmalarını aşmak amacıyla dolaylı grupları kullanması, siber alandaki normsuzluğun derinleşmesine yol açmaktadır. Uluslararası Hukuk ve Siber Yönetişim Sorunları Siber uzayın anarşik doğası ve saldırıların inkar edilebilirliği, uluslararası ilişkilerin temelini oluşturan hukuki çerçeveler için ciddi zorluklar yaratmaktadır. Uluslararası Hukukun Siber Alanda Uygulanabilirliği Kuvvet kullanımı yasağı ve genel kamu uluslararası hukuk kurallarının siber saldırılara da uygulanabileceği konusunda yaygın bir görüş birliği mevcuttur. Uluslararası hukuk kuralları, ilke olarak siber alandaki eylemler için de bir başlangıç noktası sunar. Ancak, geleneksel uluslararası hukukun siber tehditleri etkin bir şekilde ele almada zorluklarla karşılaşması, siber alanda düzen ve yönetişim oluşturmayı önemli ölçüde güçleştirmektedir. Dijital ortamın kendine has yapısı, geleneksel yasal kavramların sınırlarını zorlamaktadır. Bu nedenle, uluslararası siber ilişkilerde düzeni sağlamak için yeni bir küresel siber hukuka olan ihtiyaç belirgindir. Sorumluluğun Tespiti (Attribution) Sorunu ve Hukuki